|
Aile Hekimliği
Neden Aile Hekimliği?
Günümüzde sağlık, sosyal gelişmenin temel bir öğesi olarak kabul
edilmektedir. Klasik olarak kişi başına düşen gelir, sanayileşme ve istihdam
düzeyi, beslenme, altyapı, temel mal ve hizmetlerdeki tüketim düzeyi, eğitim ve
sağlık gibi birçok sosyoekonomik ve kültürel göstergelerle açıklanan "kalkınma",
günümüzde başlıca eğitim ve sağlık göstergeleri ile belirlenmektedir. Çünkü bir
ülkenin gelirinin yüksek olmasının veya çok mal tüketmesinin gelişmişlik
göstergesi olarak yeterli olmadığının farkına varılmıştır. Yani artık eğitim ve
sağlık sorunlarını çözebilmiş ülkelerin "kalkınmış" ülke oldukları kabul
edilmektedir (Avrupa Birliği Amsterdam Belgesi, Madde 152).
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin "21. Yüzyılda Herkese Sağlık Hedefleri"ne
ulaşabilmeleri için kendi önceliklerini saptayarak, acil eylem plânı yapmaları
ve bu plânları düzenlerken aşağıdaki temel ilkeleri göz önünde bulundurmaları
kararını almıştır:
Sağlık, sosyal gelişmenin temel öğesidir.
Sağlıkta eşitlik ve bütünlüğe özen gösterilmelidir.
Sağlığın geliştirilmesi insan odaklı olmalıdır.
Gelişmeler bilimsel yöntemlerle değerlendirilmeli ve
izlenmelidir.
Sağlığın bütün yaşam boyunca sürekliliği sağlanmalıdır.
Ülkemiz, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin sağlık sorunlarına
sahiptir. Ülkemiz 21. yüzyıla sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde bir karmaşa
ile girmiştir. Bu karmaşa hizmetlerin koordinasyonunda güçlüklere sebep olmakta
ve halkın sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanmasını engellemektedir. Sağlık
Bakanlığı'nın önemli sorunlarından birisi aşırı merkeziyetçi yapıda örgütlenmiş
olmasıdır. Sağlık personelinin ülke genelindeki dağılımı, merkeziyetçi yapının
politik sebeplerle etkilenmesi, çalışanların bölge tercihleri ve gelişmemiş
bölgelerde çalışmanın yeterince teşvik edilememesi gibi sebeplerle yıllar
içerisinde dengesizliğe yol açmıştır. Sağlık personelinin görev ve
sorumluluklarını düzenleyen mevzuatın karmaşıklığı ve bazı konularda
yetersizliği hizmet sunumunda karışıklığa ve bazen de keyfi uygulamalara yol
açmaktadır.
Sağlık hizmetlerinin herkese eşit ve etkili bir şekilde ulaşabilmesi için
ülkemizde atılması gereken en önemli adımlardan birisi sağlık hizmetinin olması
gereken basamakta verilmesidir. Eğer birinci basamak sağlık hizmetleri
ülkemizdeki gibi ağırlıklı olarak fiilen ikinci basamakta veriliyorsa sağlık
hizmetlerinde yaygınlıktan, eşitlikten ve verimlilikten söz etmek mümkün olamaz.
Sağlıklı yaşam insanların en doğal hakkıdır ve bu husus Anayasamızın 56.
maddesiyle de teminat altına alınmıştır. Vatandaş odaklı düşünüldüğünde sağlık
hizmetlerinde yeniden yapılanma artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.
Anayasamızda sağlıkla ilgili hükümler 56. maddede özetlenmiştir:
Madde 56: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına
sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini
önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak;
insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek
amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden plânlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından
yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel
sağlık sigortası kurulabilir."
Sağlıkla ilgili temel yasalardan en önemlisi 1961 yılında yürürlüğe giren ve
1963 yılında uygulanmaya başlanan 224 sayılı "Sağlık Hizmetlerinin
Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun"dur. Bu kanuna göre sağlık hizmetleri, nüfus
esasına ve aşağıdan yukarıya doğru sağlık evi, sağlık ocağı, ikinci ve üçüncü
basamak hastahaneler şeklinde hiyerarşik bir sıra içinde verilir. Ancak kanunun
yürürlüğe girmesinden sonra yapılan uygulamalar plânlanan şekilde
gerçekleştirilememiş, sağlık sorunları hedeflenen ve makul sayılabilecek ölçüde
çözülememiştir.
Sağlık hizmetleriyle ilgili önemli diğer bir kanun da 3359 sayılı "Sağlık
Hizmetleri Temel Kanunu"dur. Bu kanunda, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt
sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde plânlanması, koruyucu
sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi, sağlık personelinin dengeli dağılımı,
gerektiğinde hizmet satin almarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas
alınır denilmektedir.
1978'de Alma-Ata bildirgesinden bu yana geçen çeyrek yüzyılda "herkese sağlık"
düşüncesi, sağlık politikaları geliştirilmesinde ve sağlık sistemlerinin
önceliklerinin belirlenmesinde önemli bir rol oynamış ve böylelikle temel sağlık
hizmetlerine öncelik verilmesi kabul görmüştür. Bildiri, tüm dünyada ve
özellikle kalkınmakta olan ülkelerde, temel sağlığı teknik işbirliği ruhu
içinde, yeni ekonomik düzeye uygun olarak geliştirmek ve yerleştirmek için,
acele ve etkili çalışmaların yapılmasını istemektedir.
DSÖ'ne göre sağlık sistemi, herkese gerekli olan sağlık hizmetinin yüksek
kalitede verilmesini sağlamalıdır. Bu hizmet etkili, karşılanabilir fiyatta ve
sosyal kabul gören tarzda olmalıdır. Her ülke sağlık sistemini plânlarken bu
faktörleri göz önünde tutarak sağlık sistemini kendisi geliştirmelidir.
Aile Hekimliği Türkiye Modeli Kitapçığı
|