10 Ekim 2008 Dünya Ruh Sağlığı Günü

1946 yılında kurulmuş olan Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık; “fiziksel, ruhsal ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir” olarak tanımlanmıştır.
1992 yılından bu yana 10 Ekim dünya ruh sağlığı günü olarak belirlenmiştir. Ruh sağlığı gününün amaçlarını şu ana başlıklarda özetleyebiliriz
—Ruh sağlığı hastalığından muzdarip olanların sesini duyurabilmek, toplumda ruh sağlığı konusunda bilgi ve anlayışın artmasını sağlamak.
—Kişinin ruh sağlığını ve yaşam işlevlerini koruyup desteklemek.
—Psikiyatrik ve nörolojik hastalıkları önlemek.
—Psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların tedavi ve bakımını geliştirmek

Yaşam boyunca gelişen olaylar ve durumlar karşısındaki düşünceler, duygular ve davranışlar ruh sağlığı kavramı altındaki konulardır. Ruhsal sağlıklılık hastalığın olmamasından öte bir şeydir. Ruh sağlığı, kişinin kendi kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içinde olması olarak tanımlanabilir.

Ruhsal değişikliklerin yoğunluğu artarak, kişi ve çevresi için önemli ölçüde sıkıntı verici boyuta eriştiğinde ve kişinin işlevselliğini bozduğunda genellikle ruhsal bir bozukluk söz konusu olur. Ruhsal bozukluğu olan kişinin kendi kendisiyle ve çevresiyle denge ve uyum problemleri olabilir. İnsanın ruhsal yetilerini ve yeteneklerini zorlayan güçlükler insanın iç ve dış dünyasından kaynaklıdır.

Ruh sağlığı, değişmez bir durum değildir. Dış etkenler ve baskılar belli bir ölçüyü aşınca, her insanın ruhsal dengesi sarsılabilir ve bazı ruhsal bozukluklar görülebilir. Bu bozukluklar davranışsal ve duygusal olabileceği gibi alışkanlıklara has bozukluklar ve ağır ruhsal bozukluklar şeklinde de görülebilir.

            Yapılan araştırmalar, yetişkinlerde her dört kişiden birinde tedavi gerektirecek ruhsal bir bozukluğun bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca çocuklarda ve gençlerde de duygusal ve davranışsal sorunların yaygın olduğu bilinmektedir. Ancak ruhsal sorunu olan bireylerin, ne yazık ki çok azı tedavi için bir sağlık kurumuna başvurmaktadır. Ruhsal bozukluklar bu kadar sık görülmesine karşın, toplumda yeterince bilinmemekte ve tanınmamaktadır. Çoğu zaman bu bilinmezlik, eksik-yanlış bilgiler, toplumsal önyargılar ve dışlanma korkusu birey ve ailelerin ruhsal sorunlara yönelik sağlık hizmeti talep etmesini engellenmektedir.

Bir insanın ruhsal yönden sağlıklılığını değerlendirmek için, içinde bulunduğu koşulları, o koşulların ona sağladığı zorlukları ve kolaylıkları da hesaba katmak gerekir. Ruh sağlığı da beden sağlığı gibi koşullara göre değişip bozulabilen bir durumdur.

Ruh sağlığı bozukluklarının görülme sıklığı yaşa, cinsiyete, yaşanan çevreye, coğrafi bölgeye ve sosyoekonomik düzeye göre değişebilmektedir.

Şehirlerde ruhsal bozuklukların görülme oranı köy ve kasabalara göre daha fazladır. Coğrafi bölgelere göre de ruhsal bozukluk dağılımı farklılık göstermekte olup, batı bölgesinde görülme oranı daha yüksektir.

Kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksek oranlarda ruhsal bozuklara rastlanmaktadır.

Yaşam tarzı, eğitim, medeni durum, ekonomik düzey ve sosyal çevre gibi değişkenler de ruhsal bozukluk yaygınlığı etkilemektedir.

Ruhsal bozukluklar, kişinin iş, eğitim, sosyal yaşantısı ve ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Ruhsal rahatsızlıklar bu gibi bireysel etkilerin yanında ailevi ve toplumsal etkiler de yaratmaktadır.

Ruhsal hastalık varlığı belirgin olarak iş gücü kaybına, işe gidememeye yol açmaktadır ve bu kayıp fiziksel hastalığı olanlara göre neredeyse daha fazladır. Sadece ağır ruhsal bozukluklar değil, depresyon ve anksiyete gibi sık görülen ruhsal bozukluklar da kişinin yaşantısında sorun ve kayıplara yol açabilmektedir. Bu nedenle ruhsal hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi çok önemli ve elzemdir.

Toplumda var olan önyargılar nedeniyle birçok kişi doğrudan ruh sağlığı hizmeti alma ve tedavi konusunda kararsız kalmaktadır. Toplumun yaklaşımı ruhsal rahatsızlığı olan bireyi ve ailesini ziyadesiyle etkilemektedir. Ruhsal rahatsızlığın başkaları tarafından öğrenilmesi sonucu dışlanma ve damgalanma korkusu ile bireyler ve aileler tedavi konusunda çekingen davranmaktadır.

 

 

                                                                                              İl SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ







Bu yazı 09.09.2010 tarihinde yayınlandı ve 314 kez okundu